Dünya Saati

Blog & Haberler

8 OCAK 2018

2017’DEKİ SICAKLIK EĞİLİMİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELEYİ KIZIŞTIRIYOR

Resmi rakamlar geldi: NASA ve Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) tarafından yapılan açıklamaya göre, 2017 kayıtlardaki en sıcak üç yıldan bir tanesi.

Etkileyici olan bu açıklamanın, Pasifik Okyanusu’nun geniş bir kuşağının ısınmasıyla Güney Yarımküre’de hava modellerini etkileyen ve ortalama küresel sıcaklıkları arttıran El Niño olmadan geçen bir yılın ardından gelmesi.

2017’de genel olarak 8 ila 9 °C arasında seyreden ortalama küresel sıcaklık, sanayileşme öncesi dönemin üzerinde. Ancak yanılmayın; küçük bir artış gibi görünse de, tüm dünyada yüksek maliyetli aşırı hava olaylarına neden olan bu durumun hâlihazırdaki etkileri çok büyük

Geçtiğimiz yıl adını tarihe, iklim değişikliğinin etkilerinin en sonunda inkâr edilemez hale geldiği yıl olarak yazdırabilir. Bu yıl ise belki de, verdiğimiz mücadelenin en sonunda karşı karşıya olduğumuz zorluğa eşitlendiği yıl olacak.

Yalnızca birkaç örnek vermek gerekirse: Asya kıtasındaki sel felaketlerinin 1.200’den fazla insanın ölümüne neden olması; Avrupa’daki Lucifer sıcak hava dalgası; ABD’nin batısında eşi görülmemiş kontrol edilemeyen yangınlar; yalnızca ABD’de, Harvey ve Irma kasırgalarına bağlı hava felaketlerinin yol açtığı 306 milyon dolarlık maliyet…

Özellikle de Paris Anlaşması’nın resmi olarak yürürlüğe gireceği 2020 yılına yaklaşırken geçtiğimiz yıl, emisyonların azaltılması için acil müdahale gerekliliğini hatırlatıcı nitelikte. Elde edilen ilk rakamlar, karbon dioksit emisyonlarının 2014-2016 döneminde genel olarak sabit kalmasının ardından, 2017 yılında %2 oranında artmış olduğunu gösteriyor. ABD’deki sera gazı emisyonlarını dizginleyecek politikaların, yönetimde iklim değişikliğine kuşkuyla bakanların saldırısı altında olması, dünyanın diğer yerlerinde gösterilen çabanın iki katına çıkmasını gerektiriyor.

Geçen yıla ait verilerin aynı zamanda, BM iklim görüşmelerinin bir parçası olarak, bugüne kadarki gelişimi değerlendirmek ve ulusal emisyon vaatlerinin bir sonraki aşamasına ilişkin bilgilendirmeye yardımcı olmak üzere tasarlanan Talanoa Diyaloğu’nun çıktısı olan, iklim müzakerecilerinin çıtayı yükseltme çağrılarında gösterecekleri kararlılığı güçlendirmesi gerekir.

Neyse ki, hükümetlerin emisyon hedeflerinde ve ulusal politikalarında cüretkar davranmalarını sağlayacak yeteri kadar cesaretlendirici eğilim de yolda, ki bunların arasında temiz enerji maliyetlerinin aniden düşmesi de yer alıyor. Bu hafta Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın yayımladığı araştırmaya göre, 2020’ye kadar mevcut yenilenebilir enerji teknolojilerinin tamamına ait maliyetlerin, fosil yakıt üretimiyle rekabet edebilir düzeyde olması bekleniyor.

Bloomberg New Energy Finance’in devam eden çalışmasında yaptığı hesaplama, yalnızca geçtiğimiz yıl içerisinde lityum iyon pillerinin maliyetinin dörtte bir oranında azaldığını ortaya koyuyor. Sonuç olarak, 2020’li yılların ortalarından sonralarına doğru yapılan elektrikli araçların, gerek ön maliyet, gerekse kullanım ömrü maliyetleri açısından, konvansiyonel petrol ve dizel yakıtlı modellerden daha ucuz olacağı tahmin ediliyor.

Daha genel açıdan bakacak olursak, okyanuslarımızın durumu ile aşırı miktardaki plastiğin denizlerimizi kirletip deniz yaşamını öldürmesi karşısında duyduğumuz endişe, dünya ekosistemlerine dair büyüyen farkındalığın ve kaygının bir göstergesi. Bu da iklim değişikliğiyle mücadelede daha büyük adımlar atmak için gereken ivmeyi sağlamalı

Geçtiğimiz yıl adını tarihe, iklim değişikliğinin etkilerinin en sonunda inkâr edilemez hale geldiği yıl olarak yazdırabilir. Bu yıl ise belki de, verdiğimiz mücadelenin en sonunda karşı karşıya olduğumuz zorluğa eşitlendiği yıl olacak.